8 Eylül 2008 Pazartesi

TRNLE YOLCULUK ETMEK

Yolculuk etmenin en keyifli taraflarından biride geçtiğiniz yerlerin manzarasını içinize çekercesine izleyebilme fırsatıdır.

Uçak yolculukları, hem zamandan kazandırması, hem de son günlerde havayolları şirketlerin uçuş fiyatlarının ucuzlatması ile maddi olanakları fazla zorlamadığı için en çok tercih edilen ulaşım yollarından biri oldu. Ancak Türkiye'de her şehirde ve bölgede havaalanı olmaması, insanları farklı ulaşım araçların yönlendirmektedir. Bu ulaşım seçeneklerinden ilki, otobüslerdir, fakat otobüs yolculuğunu pek sevmeyen insanlar, trenleri tercih etmektedirler. Trenle yapılan yolculuklar eskisi gibi sıkıcı değil. Eskiden çok yavaş giden, hatta gitmeyen trenler, şimdilerde ilerleyen teknoloji sayesinde ulaşmak istediğiniz yere sizi en kısa sürede ulaştırırken, keyifli bir yolculuk sürmenizi de sağlıyor. Eskiden insanların trenler hakkında, en büyük rahatsızlıklarından biriside, trenlerin yolculuk esnasında çok fazla gürültü yapmasıydı. Ancak şimdilerde trenler gayet sessiz bir şekilde yol alıyor, hiçbir şekilde tren sesinden rahatsız olmadan rahatlıkla yolculuk yapabiliyorsunuz. Uzun yolculukların en yorucu tarafı nedir?Uzun yolculukların en yorucu taraflardan bir tanesi de uzun süre aynı yerde oturmaktır. İnsanların trenleri tercih etmelerinin bir diğer nedeni de bu olsa gerek, oturmaktan sıkıldığınızda treni bir ileri bir geri dolaşarak yolculuğunuzu daha eğlenceli bir hale getirebilirsiniz. Gideceğiniz yol çok uzun ise, trenlerde bulunan yataklı vagonlarda yolculuk yapabilir, yataklı kompartımanlarda yolculuklarınızı uyuyarak tamamlayabilirsiniz. Kalabalık bir grup bir yolculuğa çıkıyorsanız eğer, tren yolculuğu tam size göre olabilir. Tren vagonlarının ilk 4 koltuğu birbirlerine karşılıklı duruyor ve ortada bulunan masa sayesinde yolculuklarınızda tabu, kağıt ya da benzeri oyunlar oynayarak geçirebilirsiniz. Ayrıca trenlerde yol arkadaşınız ile arka arkaya numara almışsanız üzülmeyin. Trenlerde bulunan koltuklar kolaylıkla çevrilebiliyor, böylece yolculuk boyunca arkadaşınız ile yüz yüze gidebilirsiniz. Ama bu arada iki kişiden birinin bütün bir yolculuk boyunca geri geri bir yolculuk yapacağını unutmayın! Yemekli vagonlarda yer bulmak ne mümkün... Trenlerde insanların en çok keyif aldığı bir diğer şey ise; tren, dağların, ovaların arasından geçerken, sizin bir yandan yemek yiyip bir yandan da, hızla yanınızdan akıp giden doğayı seyredebilme imkanınız olsa gerek. Yemekli vagonların rahat ve keyifli bir yolculuk olanağı sunması sayesinde burada yer bulabilmeniz biraz zor olacaktır. Eğer garsonlar sizi tanımadığınız insanların masasına oturtursa şaşırmayın. Bu ilk başta biraz garip gelebilir, ama ilerleyen dakikalarda oturduğunuz masada bulunan insanlarla muhabbeti ilerletip eğlenceli bir yolculuk geçirebilirsiniz.Yemek seçeneklerine, mönülerine gelince aradığınız bir çok şeyi bulabilirsiniz. Çeşitli tavuk yemekleri, sigara böreği, salata, makarna gibi yemek çeşitlerini bulabilirsiniz. İçecek olarak ise; alkollü ve alkolsüz olmak üzere her çeşit içecek mevcut. Yalnız trenlerde ufak bir mutfak olduğu için yemeklerin servislerinde biraz aksamalar yaşanabiliyor. Yemekli vagonlar için ufak bir hatırlatma; akşam 6'dan sonra restoran bölümünde çay bulabilme ihtimaliniz yok. Eğer bir çay tiryakisi iseniz, vagonların arasında gezici çay, kahve servisi yapan görevlilerden çayınızı temin edebilirsiniz.

3 Eylül 2008 Çarşamba

Sauna kullanımı ve bakımı

Saunanıza girmeden önce duş alın ve oturacağınız yere havlu serin.Sobanızın kullanım özelliğine göre, girmeden önce saunanızı istediğiniz verimli sıcaklığa getirin.Soba taşlarına su dökerken her seferde bir kepçeden fazla su kullanmayın.Sauna ortamını kokulandırıyorsanız, konsantre solüsyonu kesinlikle doğrudan taşların üzerine dökmeyin. Kovadaki suya ilave ettikten sonra kullanın. Haftada bir saunanızı elektrikli süpürge ile temizleyin.Kullanım sıklığına göre ayda bir sabunlu su ile ıslatılmış bir bez veya sünger kullanarak sauna duvarlarını silin. Ahşabın fazla ıslanmamasına dikkat edin.Ahşap yüzeyde oluşabilecek çizik ve küçük darbe izlerini, ince grenli zımpara ile tesviye edin.Sık kullanımlı saunalarda uzun zaman içinde de olsa, ter nedeni ile ahşabın yüzeyinde koyulaşmalar meydana gelebilir. Aşağıdaki basit formülü uygulayarak bu lekeleri çıkarabilirsiniz.1 litre ılık 10 gr. Oksalit asid25 gr. trisodium fosfat Metal olmayan bir kapta hazırladığınız karışımı tüm yüzeye temiz bir bezle uygulayın ve kurumasını bekleyin. Daha sonra temiz su ile yıkayın.Okzalit asit aşındırıcı ve zehirlidir. Gözler ve deri ile temastan korumak için gözlük ve eldiven kullanın.Sauna ahşapları doğal halindedirler. Kesinlikle, boya, cila, vernik veya başka ahşap koruyucuları uygulamayın.

SAUNA

Sauna artik çagdas insanin günlük yasaminin bir parçasi.
1. Sauna kurulacak yerin seçiminde• evin uygun köselerinden birine yerlestirilmesine,(böylece iki duvardan istifade edilecektir)• disari hava çikis imkani olan bir duvara yaslandirilmasina.• Yaninda bir dus veya sok dusu yapilabilecek sekilde su ve pis su tesisati bulunan bir mahallin tercih edilmesine, • Bütün bu yerleri rutubetli, olmamasina, sauna kabinine taze hava alinabilecek kadar havadar olmasina DIKKAT EDILMELIDIR ! ! ! !2. Saunanin vücudumuza ve sagligimiza faydalari.Çok düsük nem orani ve yüksek isi ortamindan dolayi• toksinlerin atilmasini saglar.• Kalbi ve dolasim sistemini olumlu etkiler• Cilt hastaliklari, üsütme, romatizma, bronsit, uykusuzluk, öksürük, asabiyet, stres, nevralji, öksürük halsizlik, depresyon gibi hastaliklarin tedavisinde etkili oldugu gibi de vücudun direncini arttirir.3. Saunada nem orani %5-%15 oraninda, isi derecesi ise 100 C ile 80 C arasinda olmalidir.4. Saunaya girmeden önce ve sonra yapilmasi gerekenler;a) elektrikli isiticinin ayar dügmesi 70 C ile 90 C arasinda arzu edilen bir degere getirilmesib) giysiler ve gözlük, kontak lens mücevherat, saat gibi esyalar çikarilmali, (bunlar kisiye yüksek isida rahatsiz edecegi gibi zarar da görebilir)c) sicak su ile sabunlanarak güzel bir dus alinmali d) çiplak vücut ile sadece bir havli alinmalie) mevcut isiya göre oturma veya yatma ranzalarindan birine yerlesmeli (üst ranzalar daha sicak olacaktir) f) 5 ile 15 dakika kadar sonra kendiliginde terlemeye baslandiginda saunadan çikmali (dikkat saunada 30 dakikadan fazla kalinmamalidir; asiri sicaklik tehlikeli olabilir.)g) tekrar dus alarak veya havuza girerek vücut serinletilmeli (kesin bir kural olmamakla birlikte sauna düskünleri bu safhada 90 C lik bir isi düsünüsünü öngörmektedir.)h) 10ile 20 dakika uzanarak vücut isisinin düsmesi devam ettirilmelidir.i) Daha sonra tekrar saunaya girilmeli (bu ikinci seansta ahsap kovada sauna esansi ilave edilmis sudan az miktarda kizgin soba taslarina serpilerek saunadaki nem artirilir ve masaj firçasi ile veya bitki yapraklarindan olusturulmus tabii bir firça ile vücuda masaj yapili.)j) Saunadan çikilarak 20 dakika kadar istirahat edilir. Önce sicak su ile ve sabunlanarak, daha sonra da soguk su ile (cilt gözenekleri kapatmak amaci ile ) dus alinmali ve vücut tamamen soguduktan sonra giyinilmeli.k) Nihayetinde vücut tuz ve su kaybina ugradi bunu gidermek için hafif fakat tuzlu bir seyler atistirilmali ve bol bol su veya meyve suyu tüketilmelidir.5. Saunada 5 dakikadan az kalmanin bir faydasi olmayacagi gibi 30 dakikadan fazla kalmak da tehlikelidir.Bir çok kisi saunaya haftada 1 veya 2 gün ile sinirlidir. Yine de ne kadar siklikta saunaya girecegini tespiti kisisel bir tercihtir. Çogunlukla ve bilhassa saglikli yasami seven insanlar için, sauna kisinin kendini iyi hissetmesine yarar, zindeligi saglar. Ancak "jogging" veya "tenis" gibi kardio vasküleri sistemi hizlandirdigindan bazi kisilerin kurallara daha fazla dikkat etmesi gerekir.

Saunanın Faydaları

Saunanın faydalanan kimseler için ( Spesifik ) bir tedavi hedefi yoktur. İnsan sağlığına koruyucu vücudumuzu doğayla uyum içinde yaşama hazırlayıcı asrımızın en korkunç hastalığı olan Stresin giderilmesindeki görevi kabul edilmelidir. Sauna insanın oturur halde sulu terlediği yerdir.Pasif durumda iken kaliteli şekilde terlemenin avantajları fazladır. En başta aktif terlemede oluşan yorgunluğun tam tersine sunada terleme ile yorgunluk giderilir.Toksin metabolizma artıklarının deri gözeneklerinden ter yoluyla uzaklaştırılması genel rahatlama ve gevşemeyi sağlar. Vücudun ısı, değişimleriyle kalp atım sayısı ( Nabız ) arasında doğrusal bir ilişki vardır. Saunadaki sıcak havaya bağlı olarak vücut ısısı artar, nabız artışı da bununla beraber artar. Saunada nabız istirahat haline göre %50 - 60 artar dakikada 100 - 150 atıma çıkabilir. nabızdaki bu hızlı artışa karşın kan basıncında ( Tansiyonda)
Sistolde çok hafif bir artış olur. Bu nedenle dolaşım sistemine binen gerçek yük düşüktür. Az antrenmanlı kalpler bile saunaya kolayca uyum sağlayabilirler. İyi antrenmanlı sporcularda yapılan nabız karşılaştırmalarında 90 C sıcaklığındaki bir saunada 15 dakika kalmak nabız ölçümlerinde 3000 m. koşuya eşit olduğu görülmüştür. Bu nedenle düzenli sauna kullanımının yararına inanılmaktadır.
-- Sauna kullanıcıları saunanın verdiği rahatlatıcı ortamın zihinsel ve fiziksel sağlık için ne kadar yararlı olduğu kanısında hemfikirdir.
-- Sauna size taze bir görünüm kazandırır gözeneklerin açılmasıyla ve derinin temizlenmesiyle sadece temiz bir tene değil çok güzel bir görünüme sahip olursunuz.
-- Sauna rahatlamanıza yardımcı olarak sizi her gün oluşan stresten ve endişelerinizden uzak tutar.

2 Eylül 2008 Salı

KANSER NEDİR?

Kanser nedir?
Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk sağlığı sorunu.

- Anormal hücrelerin kontrolsüz çoğalması ve yayılması olarak tanımlanan kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri...

Ülkemizde 1970’li yıllarda sebebi bilinen ölümler arasında 4. sırada yer alan kanser, son yıllarda kardiyovasküler sistem hastalıklarından sonra 2. sıraya yükseldi. Kanserin sebebi nedir?Çevresel ve içsel nedenler olarak ikiye ayrılabilir. Çevresel nedenler (kimyasal, radyasyon, viruslar gibi) ve içsel nedenler (hormonal, bağışıklık bozuklukları, kalıtsal mutasyonlar ve diğer genetik nedenler gibi) birlikte veya ardışık olarak hücreleri etkileyerek uzun yıllar içinde kansere yol açabilirler.Hangi organlarda kanser olur?Kanser tek bir hastalık olmayıp, vücuttaki tüm doku ve organlarda kanser gelişebilir.İyi huylu ve kötü huylu tümör ne demektir?İyi huylu tümörler kanser değildir. Başka bölgelere yayılmazlar. Tamamen çıkartıldığı zaman genellikle tekrarlamazlar. Kötü huylu tümörler ya da kanser ise komşu organ ve dokulara yayıldığı gibi, lenf ve kan yoluyla uzak organlara da yayılır. Uzak organlardaki yayılımına metastaz (yayılma) denir.

Kanser ne sıklıkla görülen bir hastalıktır?Erişkinlerde her yıl 100 bin nüfus için 150-300 kişi kansere yakalanır. Ülkemizde her yıl 150 bin kişinin kansere yakalandığı tahmin edilir.Kanserden korunmak mümkün mü?Sigara ve alkol kullanımı ile gelişen kanserlerin önlenmesi mümkün. Bu maddelerin kullanılmaması ile tam koruma mümkün olur. Ayrıca güneş ışınlarından korunma ile deri kanserinden çok yüksek oranlarda korunmam mümkün. Kanserden korunmada beslenmenin de rolü büyük.Kanserden nasıl korunabilirsiniz? Sigara içmeyerek, beslenme alışkanlıklarına ve yaşam tarzına dikkat ederek, güneş ışınlarından korunarak kanserden korunmak mümkün.Sigara ve tütün kullanımından kaçınmak: Sigara ve tütün ürünlerinin akciğer kanseri, ağız, yutak (farinks), soluk borusu (larinks), yemek borusu, pankreas, rahim ağzı (serviks), böbrek ve idrar torbası (mesane) kanserlerine yol açtığı kesin olarak biliniyor. Bu nedenle sigarayı içmeyerek bu kanserlerdenkorunubilirsiniz. Sadece sigara içenler değil, pasif sigara içicileri de bu hastalıklara karşı risk altında bulunur.Beslenme ve diyet: Bitkisel kaynaklı besinlerin fazla tüketilmesi, özellikle hayvansal kaynaklı yüksek yağlı gıdaların sınırlandırılması, bitkisel yağların tercih edilmesi, fiziksel olarak aktif olup, egzersiz yapılması ve ideal ağırlığın korunması, alkol tüketiminin sınırlandırılması kanserden korunmada etkin rol oynuyor.Güneş ışınlarından korunma: Bazal ve skuamöz hücreli deri kanserleri güneş ışınlarına maruz kalma sonucunda ortaya çıkıyor. Bu nedenle güneş ışınından korunulması ile bu kanserlerin gelişimi engellenebilir.

Erken tanı işe yarar mı?Kişilerin kendi kendini muayenesi, kontrol muayeneleri ve taramalar ile erken tanı mümkün. Böylece hastalığı daha erken tanı konulabildiğinden tedavi şansı da yükseliyor. Buradan hareketli hiç şikayeti olmayanlar bile düzenli doktor kontrolleri yaptırmaları öneriliyor. Erken tanı için bazı öneriler:Meme kanseri: 40 yaş ve üzerindeki kadınlar her ay kendi kendine meme muayenesi yapmalı, yılda bir kez doktor muayenesi ve mamografi yaptırmalı. 20-39 yaşındaki bayanlar ise her ay kendi kendine meme muayenesi yapmalı, 3 yılda bir de mamografi yaptırmalı. Kalın Bağırsak Kanserleri: 50 yaşından sonra dışkıda gizli kan testi, belirli aralıklarla sigmoidoskopi, kolonoskopi ve bağırsak filmi çekilebilir. (Ayrıntı için doktorunuza danışınız.)Rahim kanserleri:Cinsel olarak aktif olanlar ve 18 yaşın üzerinde olanlar yılda bir kez PAP testi ve pelvik muayene yaptırmalı. Ardışık üç muayene normalse daha seyrek yapılabilir.Prostat kanseri: 50 yaş ve üzerindeki erkekler yılda bir kez doktor muayenesi ve PSA (prostat spesifik antijen testi) yaptırmalı.Kanserin başlıca belirti ve bulguları nelerdir?Kanserin belirti ve bulguları köken aldığı doku ve organlara göre değişir. Hatta bazen hiç belirti ve bulgu vermeden kontrol muayenelerinde kanser tanısı konulabilir.Aşağıdaki belirtilere dikkat edin: Dışkılama ve idrar alışkanlıklarında değişiklikler Uzun süren, iyileşmeyen yaralar Beklenmeyen kanama ve akıntılar Meme veya başka organlarda elle hissedilen şişlikler Yutma güçlüğü veya hazımsızlık Siğil ve benlerde belirgin değişiklik Uzun süren ses kısıklığı ve öksürük Bu bulgular her zaman kanser demek değildir. Ancak nedenlerinin belirlenmesi için mutlaka bir doktora başvurulması gerekir. Kanser bulaşıcı bir hastalık olmayıp, erken tanısı ve tedavisi mümkün bir hastalık grubudur.Kanser nasıl tedavi edilir? Cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hormonoterapi, immünoterapi başlıca tedavi yöntemleridir.Kanserden kurtulmak ne oranda mümkündür? Tüm kanser türleri birlikte değerlendirildiğinde erişkin kanserlerinde % 60, çocuk kanserlerinde ise % 77 oranında iyileşme mümkündür. Ancak hastalığın cinsi, yaygınlığı, uygulanan tedavi gibi bazı faktörler tedavi şansını doğrudan etkiler.

MADRİD

Şehir Hakkında BilgiMadrid, İspanya'nın başkenti ve Madrid ilinin yönetim merkezidir. İber Yarımadası'nın orta kesiminde yer alır.Zengin tarihi mirasının yanısıra canlı bir kültür ve sanat merkezi olarak da önem taşır. Gelişmesi ve ülke ekonomisinde ağırlıklı bir rol kazanması yakın tarihe rastlar. Metropolitan alanın yüzölçümü 1020 km² olup nüfusu 3 milyonu aşkındır.Avrupa'nın en yüksek başkentlerinden biri olan Madrid, Orta Plato'nun dalgalı bir platosunda 635 m yükseklikte yer alır. Yüksek konumu ve hava kütlelerinin etkisine açık olması sebebiyle ani sıcaklık değişiklikleri sık görülür. Yaz ayları boğucu olup sıcaklık bazan 38°C'ye kadar ulaşır. Yıllık ortalama sıcaklık 5-24°C arasında değişir.Madrid'in idari hizmetleri, bankacılık ve sigortacılığa dayanan ekonomisine, ulaşım ağının merkezi olması ve turizmden kaynaklanan gelirler de önemli katkıda bulunur. İkinci Dünya Savaşından sonra sanayi gelişmiş, imalat sektörünün de ağırlığı artmıştır. Başlıca sanayi mamulleri arasında, demiryolu gereçleri ve traktör yapımı, dönüştürme metalurjisi, elektrikli gereçler yapımı, besin sanayii, tekstil, kimya, plastik maddeleri işleme, optik eşya, otomobil ve kamyon motoru yer alır.

Michelangelo Hotel

1500 yılında Portekizli denizci Pedro Alvares Cabral tarafından keşfedilen Brezilya, önce bir Portekiz kolonisi iken 1822 yılında bağımsızlık ilanından sonra Brezilya İmparatorluğu ve 1889 yılında başkanlık sistemiyle yönetilen Brezilya Federe Cumhuriyeti şekline dönüştü.Genel BilgilerResmi dili Portekizce olan Brezilya’da başkan, milletvekilleri, senatörler, valiler, belediye başkanları, eyalet ve şehir meclisleri üyeleri dört senede bir yapılan seçimlerle belirlenir. 110 milyon seçmenin katıldığı 2002 yılı seçimlerinde tüm bölgelerde elektronik seçim sandıkları kullanılmıştır.1 milyonun üzerinde nüfuslu on üç şehri olan Brezilya’nın en büyük şehirleri São Paulo (10 milyon) ve Rio de Janeiro’dur (5,6 milyon).Kişi başına gelirin 3,060 dolar oldugu nüfusunun %81’i Katolik, %18’i Protestan, %1’i ise Müslüman ve Musevidir. Katoliklerden 20 milyon kadarı aynı zamanda Afrika kökenli dinlerin ayinlerine de gitmektedirler.Brezilya’da 8 senelik zorunlu eğitim devlet okulları tarafından ve ücretsiz sağlanmaktadır. Buna rağmen ilk ve orta eğitim kadar yüksek eğitimde de devlet okullarının yanı sıra özel okullar da etkinlik göstermektedirler.Beş kez dünya şampiyonu olduğu futbolun yanı sıra voleybol, basketbol, tenis, yüzme, plaj voleybolu, sörf, otomobil yarışları ve yelkencilik Brezilya’nın dünya çapında başarılar elde ettiği spor dallarıdır.Ülke VerileriYüzölçümü: 8.514.876,599 km2 Nüfus: 172.600.000 GSMH: 528,5 Milyar US$ Kişi başına milli gelir: 3.060 US$ Dış borç: 223,86 Milyar US$ İhracat: 70,8 Milyar US$ İthalat: 76,1 Milyar US$BREZİKYA TURLARIBrezilya turunda 3 şehiri gezeceğiz. Bunlar Sao Paulo, Rio De Janeiro ve Salvador'dur. Türkiye'den Brezilya'ya uçak ile gidiş 15 dakika sürmektedir. Brezilya'daki para birimi Real'dir.RİO DE JENERİOKurtarıcı İsa Heykeli ( Corcovado ): Corcovada sözcüğü "Kambur" anlamına gelmektedir. Dağın şeklinin bir kamburu andırmasından dolayı bu isim konulmuştur. Mükemmel bir Rio De Janeiro manzarasının dışında, bütün Brezilya fotoğraflarında gördüğünüz kollarını açmış Brezilya'yı seyreden Kurtarıcı İsa heykelini de yakından görme fırsatını Brezilya ziyaretinizde kaçırmayın.Tijuca Ormanı: Brezilya merkezinde orman olmasına rağmen ya da ormanın ortasına merkez kurulmasına rağmen tropikal bir görüntüsünü kaybetmemiş bir alandır.Kumsalları: Dünyaca ünlü plajları Brezilya'ya apayrı bir ün katmaktadır. "Ipenama" , "Leblon" , "Barra" ve "Tijuca" kumsallarında "Copacabana" , "Ipenama" Brezilya'da bulunan plajlardan sadece bir kaçıdır. Brezilya upuzun kumsalları ile sizi büyüleyecektir, fakat çok yoğun bir kalabalık yaşanan bu kumsallarda yer bulamama gibi bir problemle karşılaşabilirsiniz. Ancak kendinize bir yer bulduktan sonra, kumların üzerinde güneşlebilir, denizin keyfini çıkarabilirsiniz ya da sahillerde yapılan futbol maçlarını izleyabilir ve eğer kendinize güveniyorsanız, bir futbol maçı yaparak oldukça eğlenceli dakikalar yaşayabilirsiniz.SALVADORÜlkenin kuzey doğusunda yer alan şehir "Alt Şehir" ve "Üst Şehir" adı ile iki kısma ayrılmıştır. Alt kısımda daha çok yöresel keyifler yaşanırken, üst kısım ise binalar müzeler ve kiliselerle çevrili modern yapı örneği sergilenmektedir.SAO PAULOSão Paulo, Brezilya'nın güneydoğusunda işlek bir liman olan Santos'tan 48 km uzakta, Serra do Mar tepeleri üzerinde kuruludur. Santos'a elektrikli tren hattı ve otoyolla bağlanmıştır. Bu tepelerden doğan Tietê Irmağı kentin hemen doğusundan geçer. São Paulo bir dizi küçük kasabaya ve geniş tarım alanlarıyla otlaklara tapeden bakar. Rio de Janeiro, São Paulo'nun 355 km kuzeydoğusunda yer alır.São Paulo 1554'te Portekizli papazlarca bir Yerli yerleşim merkezi olarak kuruldu. Yerleşim yeri üç patikanın kesiştiği 800 metre yükseklikte bir tepedeydi. Kahve plantasyonlarının bölgenin başlıca zenginlik kaynağı haline geldiği 19. yüzyılda São Paulo gelişmeye başladı. Kısa süre sonra da bir sanayi, ticaret ve bankacılık merkezine dönüştü. Kent ve çevresinde İtalya, Portekiz, İspanya, Almanya ve Japonya'dan pek çok göçmen geldi. Portekizce konuşulan São Paulo'da halkın büyük bölümü Katolik'tir.Dokumacılık ürünleri, mekanik ve elektrikli gereçler, mobilya, gıda maddeleri ve ilaçtan Brezilya sanayi ürünlerinin üçte biri São Paulo'da üretilir. Kentin yakınlarındaki Cubatão'da Brezilya'nın en büyük petrol rafinerisi bulunur. São Paulo bölgesinde kahvenin yanı sıra şekerkamışı, pamuk, mısır, pirinç, fasulye ve meyve yetiştirilir. Sığır yetiştiriliciliği de yaygınlaşmaktadır. Kentte çok sayıda okul ve kütüphane bulunur. Yılanlar ve yılan sokmaları üzerinde araştırmalarıyla ünlü Butanta Enstitüsü de São Paulo'dadır.São Paulo'nun 19. yüzyıldan bu yana sürekli büyümesi gecekondulaşmayı da beraberinde getirdi. Milyonlarca insan kentin çevresinde, sağlıksız barınaklarda yaşamaya başladı. Çevre kirliliği ciddi boyutlara ulaştı. Kent içi ulaşım önemli bir sorum oldu. Durmadan yeni yolların yapıldığı ve gökdelenlerin yükseldiği São Paulo, "Güney Amerika'nın Chicago'su" olarak nitenlendirilir.RIO KARNAVALIRio ismi karnavalın yapıldığı şehir olan Brezilya’nın en büyün şehirlerinden biri olan Rio De Janeiro’dan alıyor ismini. Sambasıyla, plajlarıyla, güzel kızlarıyla ve hani şu Corcovado dağının tepesindeki ünlü 38m’lik dev İsa heykeliyle ünlü olan şehir burası. Sao Paolo’dan sonra Brezilya’nın ikinci büyük şehri ve yaklaşık 6 milyonluk nüfusa sahip. Rio Karnavalı ise genellikle Şubat ayına rastlayan, 4 gün boyunca süren bir sınırsız eğlence etkinliği. Karnaval boyunca dünyanın dört bir yanından eğlenmeye meraklı binlerce kişi Rio’ya akın ediyor. Öyle ki ortalama 3 bin - 5 bin arası yarışmacının katıldığı yarışmayı canlı izlemek için sadece Karnaval alanına 150 bin kişi geliyor. Bu sayıya TV başındaki izleyicileri de eklersek ortaya çıkan rakam gerçekten de inanılmaz oluyor. Şubat dedik ama Brezilya’nın Güney Yarım Küre’de olduğunu hesaba katarsak Şubat ayının en sıcak ay olduğunu görürüz. Karnaval tarihi Paskalya’ya göre değişiyor. Paskalya tarihi her yıl değiştiğinden karnaval tarihi de değişiyor; her yıl Paskalya’dan 7 hafta önce düzenleniyor. Geleneksel olarak Cumartesi, Pazar, Pazartesi ve Salı günleri yapılıyor. Bu dört günün iki günü 14 samba okulunun yarışmasıyla geçiyor ve festival alanı rengarenk görüntülere sahne alıyor.Rio’da düzenlenen karnaval kayıtlarına ilk olarak 1723 yılında rastlanmış. O zamanlar Portekiz adalarından Brezilya’ya göçenler Entrudo isimli bir eğlence getirmişler Brezilya’ya. Amaç bir yerde meydanda toplanan insanların birbirlerine su ve kireç tozu atarak eğlenmeleriymiş. Daha sonra 19.yy ortalarında yine bir Portekizli olan José Nogueira de Azevedo Pazartesi günleri arkadaşlarını toplayıp caddelerde davul, tef gibi aletler çalarak eğlenceler düzenlemeye başlamış, buna da Zé Pereira ismini vermişler. 1885 yılında ise Grandes Sociedades isimli yeni bir karnaval yapılmış ve imparator da dahil 80 kişilik aristokrat grubu da bu eğlenceye katılmış. Değişik kostümler ve maskeler takan grup çiçeklerle ve müzik eşliğinde sokaklarda yürümüş. Ardından 1870 yılında Cordão Carnavalesco isimli bugünküne daha yakın bir karnaval yapılmış. Bunda kral, kraliçe, cadı, köylü ve cadı kostümleri gibi kıyafetler giyen insanlar büründükleri karakterler gibi performanslar sunarak karnavala renk katılmasını sağlamışlar. Daha sonra sponsorluklar, orkestralar ve koroların da katılımı sayesinde eğlence giderek büyümüş ve bugünkü Rio Karnavalı böylece oluşmuş. 2. Dünya Savaşı esnasında her ne kadar festival yapılmasa da savaşın sonlanmasıyla birlikte tekrar festival başlamış ve içine yarışma da katılarak bildiğimiz Rio ortaya çıkmış. Bu Brezilyalılar da ne ilginç insanlar diyeceksin sanki. Sokaklara dökül, saatlerce ağır kostümler altında dans et, çığlık çığlığa bağır! Birçoğumuz diyecek ki bu ne büyük işkence. Ama gel gör ki samba ruhu bu, insanın kanı kaynıyor; TV başında izlerken bile canı ortalığa çıkıp deli gibi dans etmek istiyor. Bir de oradaki atmosferi düşün. Sokaklar cıvıl cıvıl, bütün caddeler gökkuşağı gibi, her yerden farklı bir müzik yükseliyor. Vallahi şundan eminim sen de orada olsan yerinde duramaz sabaha kadar dans ederdin! Fakat bu samba başka samba. Eğlenme amacının dışında bir amacı daha var: yarışmak. Karnavalda gördüğün figürler, dekorlar ve kostümler hepsi eğlenmenin dışında yarışmada en iyi samba okulu olabilmek amacına da hizmet ediyor. Karnavala katılan yarışmacılar 14 okul içinde en iyisi olabilmek için bütün enerjilerini harcarlar. Rio de Janeiro’da birçok samba okulu vardır. Bunlar samba öğretmezler, sadece samba severlerin oluşturduğu topluluklardır. Belirli aralıklarla toplanıp dans geceleri düzenlerler ve üyeler birbirleriyle kaynaşmayı amaçlarlar. Rio Karnavalı’na 3 bin – 5 bin arası üyeyle katıldıklarını hesaba kattığımızda bunların ne denli büyük topluluklar olduğunu da anlarız. Karnavalın iki gününde 14 samba okulu geçişe katılır. Gruplar ikiye ayrılır ve bir günde 7 grup Sambodrome’da geçiş yapar. Akşam 9’da başlayan geçişler sabah 6, 7’ye kadar devam edebilir. Bir gurubun geçişi ortalama 70 dakika sürer. Okullar bir konu seçerler ve kostümleriyle, müzikleriyle, dekorlarıyla ve figürleriyle bu konuyu yansıtırlar. Bunu en iyi yapan grup jüri değerlendirmesi sonucu birinci olur. Birinci olan okul para ödülünün sahibi olur ve en iyi samba okulu unvanı alır. İşte bir samba festivali de böyle sonuçlanır, doyumsuz eğlenceye, renkli görüntülere ve uykusuz gecelere bir sonraki yıl tekrar yaşanmak üzere veda edilir.2014 yılına kadar Rio Karnavalı takvimi: 2008 › 2, 3, 4, 5 Şubat2009 › 21, 22, 23, 24 Şubat2010 › 13, 14, 15, 16 Şubat2011 › 5, 6, 7, 8 Mart2012 › 18, 19, 20, 21 Şubat2013 › 9, 10, 11, 12 Şubat2014 › 1, 2, 3, 4 Marthttp://www.brezilya.web.tr/images/samba-3.jpg